Uslu Fahişe!

2016-01-04 02:07:00

Heyecanımdan oturduğum yeri bilemediğimi rüyalarımda öğreniyordum. Kalbimin hızlı atışını aşk sandığım yanlış tahlillerin zararlı ilaçlarıyla vücudumu sıvazlıyordum. Beynime pislik muamelesi eden sahte gülüşler içinde, samimiyet arayan aptal bir kalbin saklama kabıyım. Gözümle gördüğüm kalıplarımı, sistemin inadına yıkıp geçiyordum. Patlayıcı etkisi büyük kifayetsizlerinden azad olmak isteyen hınzır kız çocuğunun, şımarık zıplayışıydı terkedişim. Başlangıcını öptüğüm adam için geçmişini siktiğim başka bir adam..   Gördüğüm andaki masumiyetimin yalancılığından utanıyordum. Üzerimdeki hakimiyetine inandığım dağ gibi yaslandığım, utanmadan kaçacağım adamım.. Kızgınlığımın terbiyesini veren, şımarıklığımı dudaklarıyla mühürleyen, kıymetini bilmediğim can içi, sağlam sarılan adam.. Gözleri ile derdini anlatan, güldüğünde muhabbetin dibine vurduran, kadına kadın gibi davranan! Geçen birkaç günün kıymeti çok  geç anlaşılan; intikamına kurban olunan.. Bile bile geriden kölesi kılınan, cezasına boynu kıldan ince sayılan.. Hatasını gözyaşına anlatan ve duyulamayan kadın. Birkaç inlemesine razı olan,  hatırlı kahvesine donunu atan salak kadın.. Kıyılamadığı zaman şımaran, şimdi kıyıldığına buyruğuna razı olan. Aşkın ton farkını kendi yaratan, kelimelerine takla attırsa da adamı kadar gaddar olamayan.. Cezasına bile aşık , emrine amade ruhuyla delikanlısına orospuluk yapan. Yarenine yar olamadan, yatağına elleri – ağzı bağlı fahişelik yapan. Yüreğini göğsüne dayadığında gözyaşlarına namus katıp sevgisi ile kanayan. Kıymetini bilmediğinin acısını feveranla çıkaranın faturası; özlemek, pişman olmak ve de kahrolmaktır. Ömründe kaç kere daha yakala... Devamı

Gönülsüz sıcak şemal

2014-06-18 11:18:00

Ölümsüzlük ikramını alamadık, bak geçti bir hevesle..  Ab-ı hayatımken yudumladığımda baldan tatlıydı seyri.. Doldur arttır hadi be mübarek saki. Kavlini inkar edenlerin düşlerine nizam sesin, günahlarının perdesi olan tenin, ikili ruhuna teslim serin şemalim.   Derme çatma olsun bırak nefsin. Kimin hazinesinde aklın fikrin? Tutsak almış günah lokmalarına gidişin, devr-i aleme yasak elmaydı canımı yiyişin. Havva'nın Hüda'sının sessizliğinde esrardan adımların. Yüreğim şahit, besbelli 4 kitapta da tanımlanmıyordu sevişin.   Kalbe mızrak, aşka ızdırap oldu gizemin.. Dünya alemin vefasına küsmüşsün intikam alışındı bi'çare ismim. Günah şurubunun ikramına lâl hali kızgınlığın. Feracemin lekelerini temizleyişin, tınılanmayan ölümsüz leş'im.  Hiç olamayacak kadar da aynım, em'im. Gözlerinin yumukluğunca şeytansı sinsiliğin, melekleri dahi kızdıran temiz niyetim. Göklerden inenleri bilişin ve yerin dibine dileklerimle girişin. Hayatının umduğunu, uzaklara Besmelesiz sürmesiydi ademoğlunu mahkum eden. Adaletin patlamasıydı sevişim.. Gönlündeki aşk-ı derunu gözlerinde saklayan, alim oyunbaz! Dualarını araf'a biriktir. İnadınla doğurduğum veryansınımı kabul eyleyecek gökleri yaratan. Özlemini kinimde gezdirdim, itiraflarını idam edene de, ruhuna da acı. Mest olaydık şarapsız testilerde. Sarhoş olsaydık gözümüzden süzdürdüğümüzle. Yolları ayıranla inatlaşmadık ki; Vuslatsız kaderde sen her yere, ben haybeye.. Bundandır geceleri gönül penceremizden serkeş firarlarımız.  İki el tutuşurda kalpleri buluşur mu?  Kalpleri buluşur da ruhları barışır mı?    Yazık olmuş ki her şeye.. Hep gelene.. Hiç bilmeyene.. &Ccedi... Devamı

Kelimelerin Boğulma Vaktidir

2014-03-05 13:21:00
Kelimelerin Boğulma Vaktidir |  görsel 1

Gün ışığından esirgediğim kelimelerimi karanlıklarda boğmanın vaktiymiş girintilerin. Yanılmamak ne kadar güzelmiş arkadaşım! Acı sonlar düşünürken, belirsizliklerin seviciliğini ilk kez yudumluyorum.  Düş görmüş kedi yavrusu gibi boynunu koklarken bir kaç saatte canavarını var edeceğinden habersiz buharlaşan sersemliklerimdin benim... Evreni yırtan sesimi duymayacağından değil götünden anlayacağındandı çırpınışım. Yanılgılarımın başıma gelmesi az günahlı kalbime yakışmayacaktı. Hoyratlaşmalarının esiri olamayacak kadar hakimiyetini kuran kadınlar gibi şimdi gözlerim.  Yağdırdığım lanetlerimi tazeleyen kokunu içime çekmektense yanan cesetlerin isini soluyorum.. Her beden biraz sen, biraz daha sen... Bir parçacık acı çekerek mutluluk yaratmalı senin rüyalarında. Çığlıklarımla uykundan silkelemek, yolları ardına bakmadan geçmene  sebebiyet vermenin bedelini istiyorum. Hepsi buydu, cüssemin tembel duygularında barınan. Gerçek sandığın bebek yüzlerin kökündeki en şirret kelimelerim olmayı şaşırmadan başarman...  Kendi kalene bir bayrak daha dikip savrulup uzaklaşman.   Oynaman, oynatman... Damarımın tüm sıvısını yanardağdan güzel patlatan feryadlarımda ismin altın harfler ile yad edilecek siktiğimin anılarında. Oyununu bilemeyen çekimser çocukların ufacık adımlarında görmeliyim kolpa samimiyetini. Doğurduğum her kelimede haykırmalıyım hatalarımı. Unutmamak için taze güller yeşertmeliyim sustuğun her bahanen için.Ürkek tatlı hallerini, yaşatacağın felaketin habercisi etmekten uzaklaş yavaşça.  Tepeden tırnağa yadigar bırakma kimseye korkaklıklarını. Bir gün hepsini geri iade eden hırsız hayat hükmünü verecek.Çaldıklarını geri vermen için ... Devamı

Uçağı Terket! Mutlu Ol!

2013-09-21 02:59:00
Uçağı Terket! Mutlu Ol! |  görsel 1

Efendim öncelikle yükseklik korkusu olan, evinin balkonundan aşağı bakamayan biri olduğumu belirtmek isterim. Çok sevdiğim bir Adam'ın ustalıkla yaptığı ve her defasında özendirdiği bu sporu yapabileceğim konusunda şüphelerim vardı... Olayın gidişatını biliyorsunuz zaten. Mutlu Akü sponsorluğunda yapılan yarışmada kazananlar arasında yer aldım ve Hayko Cepkin ile 4000 m'den atlamak için havaalanının yolunu tuttuk. Hayatında 1 sefer uçağa binmiş birisi olarak birazcık yüreğimden büyük işlere giriştiğimin farkındaydım. 1 Gün içerisinde 3 defa uçağa binip, 1 tanesinden de atlayacaktım. Buluşmalar, dostlar ile karşılaşmalar, hasret gidermeler, inançlı olanlardan hatim indirme, inançsın olanlardan da pozitif enerji yaymaları isteklerimle uçağın yolunu Hayko ve Hocamız Beslan Babaoğlu eşliğinde tuttuk.. Eh bindik bir kere. Delikanlılığa da zeval getiremezdim. Tandem için bindiğimiz uçağımız gökyüzüne doğru havalandı. Bulutların üzerine çıktık ve ilk atlayışı tek başına Hayko yaptı. Arkasından atlayacak olan bendeniz orada 4-5 saniye yusuffff ile kısa yollu telapatik iletişime geçtik ama ne fayda o da tırsıntıdan kaçtı. Ve kendisine sıkı sıkı bağlı olduğum değerli hocam Beslan, -3 Deyince atlıyoruz Selvi dediğinde, yalan yok ki Hocaya tamam deyip, içimden "Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali" demeye başladım. Beslan Hocam ile uçağın kapısına geldik ve ben Ya Allah dedim... Hoca 1 dedi, ben Ya Muhammed... Hoca 3 dedi, ben Ya Aliii! Sonra yine tekrarlamak istediğimde ne diyeceğimi unuttuğumdan kendime kızarak "Allah Ulan!" diye içimden geçirdim ama gözümü bir açtım ki, Cennetteyim... Dua okumamın sebebi Hocama güvensizlik asla değil! Sadece düz yolda yürüyemeyen bendenizin heyecanını birazcık bastı... Devamı

Komikli Barikatçılar :)

2013-08-20 03:52:00
Komikli Barikatçılar :) |  görsel 1

Yaşama gözlerimizi geç açtığımızdan eylem acemisiydi bazılarımız...  Ama artık acemi birliğimden usta birliğine geçtik... Mesela vazelin yerine vix sürülmeyeceğini bizzat öğrendim :)  Hala o teyzeyi unutamam... Vix sürün iyi gelir deyip burun deliklerimi tıkadı kadın. Eh gaz da atılında cayır cayır yanıp, can çekiştim resmen!  Gazın etkisi arttı :)    Apartmanlardaki teyzemgillerin yardım amaçlı olduğundan hiç şüphemiz olmadığı; kafamıza, gözümüze limon ve sirke şişesi atma müsabakalarında artık daha dikkatli olacaklarından da artık hiç şüphemiz yok mesela. Bir ara kime direneceğimizi şaşırttılar yeminle... Allah'tan bazılarımızda baret vardı da yırttık :)   Hele ki talcid sıkıcıların Beşiktaş'ın göbeğinde "Gözü yanan bağyan var mı?" diye bağırınarak  o ortamda bile parmak arası terlik ile manita düşürmeye kalkmayacaklarını işittikleri küfürlerden de pek eminim. Pet şişeden gaz maskesi yapmayı öğrenmeyen de bizden değildir ayrıca! Tozluk maskenin içine vazelin sürüp, sirkeye bulayıp takmayı da yediğimiz gazlardan sonra öğrendik. Atkıyı da üstüne sardın mı varya mis mis ;) Zaten maske takmayı, elbise giyme zorunluluğu gibi bişey olarak belledik.   Yüzümüze limon yerinde vazelin sürerek gözenekleri tıkayıp gazın etkisini oldukça azaltma durumunu da  olay mahalinde keşfettik :) Eh yalan yok vazelindi, sirkeydi filan derken yüzümüzün bebek götü diriliğine  kavuştuğunu da itiraf edeyim barim :) Asla unutulmayacak bir diğer önlem de mesela, süt ile ağız çalkalayıp,  yüz yıkamak. Biz ki bira ile banyo yapan veletler süt banyosunu da sokakta çevik kuvvetin ... Devamı

At Merakı Nereden Geldi?

2013-07-24 17:33:00
At Merakı Nereden Geldi? |  görsel 1

Nereden geldi bu at merakı Soruları sıklaştı..  Öncelikle belirteyim ki, At merak değil keşfedilmesi gereken bir meziyet veya sessiz ruhların özgürlüğe kavuşmasıdır. İnsanoglunun hoyratlaşmayı mesai edinmesi, nankörlüğü, kahpeliği, çamurdan beslenmesi ve tüm kötü niyetleri ile gururlanması beni gerçek dostlara kavuşmaktan başka çare bırakmadı. Huysuz atı anlarım ama duygusuz insanı anlamam. Bundan dolayı kirli beyinlerden boşanıp, (varsa) ahirette dahi beraber kırlarda özgürleşeceğim, gerçekten beni dinleyen ve ruhumla bütünleştirebildiğim çıkarsız aşklara gidiyorum. At sevgim hayvan sevgimin kapsamında fakat tek özgürleşebildiğim, yelelerinden rüzgara "ben geldim" demeye gidiyorum.. Beklerim ;) Atımın adı: Şems ;) Devamı

Gelişinden korktuğuma...

2013-07-08 03:28:00

Köpüklerim sıçramış ayrı duran saçlarına, kimsenin bilmediği kalpyarattım sana. Ellerim ile kavgamı hep salladım senin sandıklarıma. Sözlerimi de kaçıramadım yatağına. Ateşinden tiksindiğim bir sevda olmandan ürktüm.  Hala annesinin küperini çalıp rujunu sürenlerdenim. Büyümemeyi sevenlerden, boyundan büyük kişileri öpenlerden.. Okyanus kadar sevgimi lağımlara saklıyorum emrin ile... Hicran olmasın diye unutuyorum ara sıra. Sözlerinde kendimi yaksamda elimde değil kayboluyorum haybeye teninde. Kim olduğunu bildiğimde uyandıracaksın beni. Henüz karnımda bir parçanı büyütemedim. Etim, kanın tapamadı sana. Vakit tamam olduğunda sen de korkmayacaksın öpülmekten. Şaşırmayacaksın tuzlarımı emdiğinde... Ne olduğunu kimse bilemeyecek... Şimdi senin istediğin gibi oynuyoruz saklambaçı. Özür dileyeceksin, sakladığın bana... Patilerimi uzatmamdan sıkılacaksın, tırmalayacaksın vargücünle. Sanki asrın vicdan azabını yaşıyorsun derinimde. Günahımda yerin büyük... En tatlı işlediğim kabahatim olacaksın. Elini titretmen yetiyor yüreğimi dökmeme... Savunmak istemem senin sözlerini. Hatalı kuytuları beraber yaladık. Gözlerimden giren sendeki beni tanışmamış hislerimiz de yanardağı dolduruyor. Günsüz başlattığın ömür trenimde binmeni bekleyeceğim... O güne kadar emsalsiz dokunuşlar biriktireceğim. Tanıdığım gün aşkımı ilan edeceğim! Devamı

Tanrıların Takası

2013-07-05 04:46:00
Tanrıların Takası |  görsel 1

Zehir saçan nefeslenmelerim ile doldu gözlerimin kuytuları.  Yönüm olmadan döndüm en başlara. Rüyalarımın kahreden ihaneti eser sahibine aitti. Bölümlerimden Tanrılar üretirken emrini verdiğim kaderimin fahişeliği büyüdü açlıktan. Önce bir küfür, sonra iki küfür... Daha sonra hep ayıplar... Duasız kaldığım her gün yetiştirdiğim kinlerime yeniden babasız bebekler doğurdum. Öptüm, kokladım, besledim çok büyüttüm. Gözümün Tanrısı zamanı kaydetti kalbimin efendisine. Unutmamak için kendini zorlayan beynimdeki Tanrım, nefretimin tohumlarını kundaklarda yeşertti.  Dudaklara inen zerre ateşte zehir zıkkım oldu gördüğüm adamlar, kadınlar.. Ayaklarımın efendileri bacak aramdakilerin Tanrılarına yalvarırdı çok zaman. Hedefi net olmayan,  o güzel sanılan her yediğim boka. Yalvarmalarımın şahidi oldu ellerimin Tanrıları... Belki de en çaresiz, masum olan da bunlardı. Anlaşamadılar kendi kurallarında. Tezatlar ile yetiştirdiğim kutsal Tanrılarım bile düzen kurdu ruhuma. Ele geçirilen çırpınışlarımın imdadı yoktu dudaklarımın Tanrıçalarında.  Onlar benden evvel öpüp kaçırıyordu bütün sıcaklığı. Korkak kaldı bedenimin tertemiz, işlemmemiş, faydasız tarlaları. Kuralı koyanlar benden önce alıyordu sadakati elimin Tanrısından... Hiç biri sözümü dinleyemezken tek sadık kalan Tanrım, kulaklarımda beni bana sayıklıyordu. Doğru duydu ve dudaklarımın mührüne meftunun kanlı kurbanlığı kaçınılmaz sonuydu... Hayatı böyle delip geçemeden, zindan çektiler geçmişimin gelecek heveslerine. Öksüz kalan sahipli ruhum kaçak dövüştü yetiştirdiği büyü... Devamı

Esas Siz Şimdi "GELSENİZE!

2013-06-19 04:18:00
Esas Siz Şimdi GELSENİZE! |  görsel 1

Çok kızgınım, çok kırgınım... Şu bildik entel sanatçılarımızın yaktığı direniş ateşinin dumanı her yanı sarmışken şimdi neredeler? Taksim dayanışmasının Başbakana direniş teslimatından sonra herkes bir yumuşadı, herkes bir saklandı. Şimdi, şu an da Taksim'e çıksam ne fayda? Oraya çıkabilmek için saat kavramını unutup sürekli gaz soluyarak sokaklarda yürüyen sirkeye dönen bizlerin bu ateşi kendilerinden önce söndüreceğimizi sandılar herhalde. Ve şimdi? Ortalarda yoklar... çArşı, Elmadağ - Harbiye'deki o ilk olayların çıktığı zaman ne yapıp ne edip Gezi parkı'na gitti... Hoş netice de KARTALLAR YALNIZ UÇAR her yer bizim! Biz Gezi'ye çıkan her yol da, her il de, her semtte mücadele ettik.. Ediliyor... Beşiktaş'ta olaylar durulsa dahi destek olarak düşüncemizi emanet ettiğimiz barikatlarımızın ardında tam da Taksim'in yanındaydık. Gümüşsuyu, Harbiye, Elmadağ... Bizim semtimiz de olaylar bitti oturalım yerimize demedik. Dedirtmedik.  Şimdi görüyorum ki, Eskişehir, Ankara cayır cayır yanarken Taksim direnişinin esas sözcüleri kafalarını kuma gömdüler. Ama unutulmasın bir çok dostumuz o yaraları devri değiştirmek için aldı. Gurur madalyaları ya bir mezar taşıdır ya da artık kullanamayacağı gözü, kulağı, bacağı... Ben o ilk günler de "GELSENE" Diye seslenen entel dantellerimize sesleniyorum... Yaktığımız ateş başka iller de yanıyor hala... Esas şimdi SİZ GELSENİZE!   Daha çok yazacaklarım var... Vakti ile yavaş yavaş patlarım ben.... Devamı

Dağılın Yoksa Delirecek Var!

2013-02-22 20:32:00
Dağılın Yoksa Delirecek Var! |  görsel 1

Çakallar kendi filmlerini çekiyor. Alan da, veren de fesatlık kusuyor. Söz konusu benliğim olunca ezilirim sanılıyor. Bilinmezliklerinizi sikip atan bilge ömrüm tüm bunları iplemiyor. Gözümün yaşının dizime inişini sadece ben biliyor ve görüyorum.. Tepeme binmenin ne alemi var onu anlayamıyorum? Ya da durun bekleyin! Anlıyorum... Nafile varlıklarsınız!!! Sinsi tatlı kelamlarınıza inanmıyorum. elde etmek istediklerinizi ben satıyorum. Derimin altında her birinizin yakın dillerinin darbeleri duruyor.. Vurduğunuz her yerden dostluk fışkırıyor. Tüm adiliklerinize rağmen yüzüm ay ışığına dönüyor. Beyazım karalanıyor, siyahımın adı çıkıyor... Tanrı biliyor... Susuyor.. Meleklerini yolluyor ve beni kurtarıyor leşliklerinizden. İspiyonlarınızdan, kıskançlıklarınızdan ve beni öldüren cümlelerinizden. Terkedilebilecek niteliklerinizi kendinize adab edinirken saçlarınızın bir gün uzamayacağını düşünmeden nefes alıyorsunuz. Bugünlerin tükenip utanacağı zamanları olacak. O zaman hepimizde değil sadece bir kaçımızda beyazlar olacak... Ömrümün melekleri sadece benim gibi acı çeken benliklerin kurtarıcı olacaktır! Deli Peri Masallarını bana siz yazdırıyorsunuz... Dağılın Yoksa Delirecek Var! Devamı

Hayko "Yetenek, Cesaret, Özgürlük"

2012-12-22 02:33:00
Hayko Yetenek, Cesaret, Özgürlük |  görsel 1

Haykolizmin asil bir niferi Güziiin! Hoş geldin... @GercekBenimdir : Hoş Buldum... @SelviSky : Öncelikle yeni albüm ile ilgili gozlemlerini alalım. @GercekBenimdir : Öncelikle albüm hakkında düşündüğüm Moonwalk Michael Jackson için neyse bu albüm de Hayko için o. Daha önceki albümlerinde de onlarca çeşit müzik tarzını kendi müziğinde sentezlemiş ve kendine özgü bir tarz yaratmıştı. Ama bu albümde tamamen kendi müziğini yaratmış. Açık söylemek gerekirse hayli seksi bir albüm olmuş ve sözlerin cesurluğuna rağmen hiçbir rahatsızlık vermiyor.  Çoğu şarkıcıdan bunun binde birini duysak “Öpüşmek,sevişmek senin neyine git Allah aşkına, tiksindirme bizi!” deriz.Ama Hayko’ya yakışmış,hatta çok şık durmuş.O hep heyecan içinde tutan yepyeni bir müzikle tanışmamız gibi Hayko’yu da farklı bir şekilde görmüş olduk.Genel olarak albümün kalitesine,başarısına olumsuz ne yorum yapsan gözünün üzerinde kaşın var demek olur. @SelviSky : Hayko'dan uzak kalmak ve sadece uzaktan takip etmek zorunda kalsan ne kadar süre dayanırsın? @GercekBenimdir : Yaşamanın güzelliklerinden,hayatta kalma sebeplerinden biri gitmiş olur benim için.Lansmana kadar 7 ay göremedim ve kendimi de hiç iyi görmedim.O kadar dayanamazmışım onu da anladım. @SelviSky : Sandik albümünden çok daha farklı bir ambians var. Kahkaha ağırlıklı ''Aşkın Izdırabını...'' albümünde noktalı yerleri nasıl tamamlarsın? @GercekBenimdir : "….biz de çektik." Öldürmeyen Allah öldürmüyor işte.   @SelviSky : Ülkemizdeki müzik piyasasında seni bu denli kendinden alıp gotüren adama sence gereken önem g&o... Devamı

Ezber Ruhun Son Sahnesi ( Aşkın Izdırabını)

2012-10-28 20:14:00
Ezber Ruhun Son Sahnesi ( Aşkın Izdırabını) |  görsel 1

Alkollü aşk başına geçmekti anlamlarımız. Yaşanmışlıkların altında ezilmek pahası zihnimizde. Karanlık virajları cesaret ile taptığımız aşkımızla sıyırıyorduk. Sinyal yok, kurak yok, ihlal dolu ve hatıraların kaosunda boğuşmakla... Emniyet kemerini inkar etmek zevkti. Meraklarımız sadece park yermizdi... Çok gezemedik, çok kaçtık... Kovalayanların sayesinde sadece birbirimize çarpıp durduk. Yaralarımız iz bıraktı, kötürüm kalan sistemimize tedavi yine olamadık.  Öptük, kokladık... Kokularımızı, cigaradan nefes sanıp içimize çektik. Vurduk, kırdık...    Düşmanlığımızı ebediyetle yarıştırdık. Saptığımız yollarda sayemizde çok sonları gördük. Küfür bile tertemiz akıyordu zihnimizde. Ellerimizde bıçaklarımız olsa, bir sevişme molası verip tekrar hayatlarımızı kesip yollarımıza revan olurduk.  Hüzünlerimizin üzerine gidemedik. Keyifle ezilip altında linç olduk. Yanlız gözlerimizin bizi aramasını öldüremedik. Vefat eden gülüşlerimizin katilleri olarak yaşamak zorunda kaldık. Zorunluluklarımızı, zincirlerimizi kırarak selamlaştık. Yasaklı mahkumları gibi başlayan herşey ilk beraat edilişimizi bayrama çevirdi. Ne zaman ölsek, o an da özlem ile dirildik... Yeniden varolmanın acısı ile yine katilimiz olduk. Gri tonlama yapıp tüm düşlerimizin de ırzına kanunlar üstü geçtik. Dürüst olamadık... Keşkelerimiz yokmuş gibi hava attık. Birbirimiz ile yarışıp finalde yine başkalarının çamurlarında dans edip yalanlaştık. Af dilemekten utanıp, göz kamaştıran bedenlerde birbirimizden öc aldık. Zaten biz sadece kendimize inanmamıştık.  Küllenmiş öfkleri yaşatmakla kutsandığımızı sandık. Uzak kalmayı çok iyi becerdik ama yakınlarımızdakilerden daha yakındık. Başardıklarımız kendimize... Devamı