Cansız Yaşayanlar Derneği!

2012-02-07 10:39:00
  Lağım gibi sınavlardan tertemiz çıkabilmek büyük başarı. İşin bir de öbür tarafı var.
Kötü kokuların estirdiği gizem...
Buna göğüs gerebilerek kendilerine temiz yaşam açanlar var. Etiketlerinin sahiplerine gönderme yaparak, ite kaka giden serüvenimsi bir hayat. Layık görülen de bu!
Sizlerde benim gibi işin ucunun nereye dokunduğunu çok iyi biliyorsunuz ama sonradan öğretilenlerinizden dolayı, dillendirmeye çekiniyorsunuz. Çarpılma korkularınız!
Bir nevi korkak padişahlar sarayı bü gezegen. Tıkıyorlar sizi betonların içine ve siz mutluluk oyunları oynuyorsunuz. Oyunlarınızda mutsuz ettiklerinizin listesini tutmaya gerek görmeden.
Devamlı tetiktesiniz!
O kadar kalkansınız ki kendinize, kimseyi korumaya dahi ihtiyaç görmüyorsunuz.
Sizin, siz olmanıza sebep olan yine "Sizmişsiniz" gibi. O iş öyle değil...
Güzel kurulan oyunların sistematik işleyişine kurban giden asıl giden sizlersiniz.
Bunun bedelini de çevrenizdeki etkenleri boklayarak atarak ödüyorsunuz da farkında değilsiniz.
En iyi olup elinize ne geçecek ?
Birazda satır altı olun... Veya biraz da unutulun.
Götünüz yermi?
Unutturduklarınızın intikamı sizden alınacak. Bencilliğinizin bedeli illaki kesilecek.
Aynı müziklerini dinleyip, aynı filmleri sevmeniz, hatta aynı kişiye aşık olmanız sizi benzettiremez. Aynılıkların içinde farklılıklar sizlerin içinde büyüttüğü sözde asil duruşlarınızdan ibaret.
Öz kardeş olsanız da aynılığı savunamazsınız. Bu durum sizin gayet dürüst tavırlarınızı ispatlamaz. Önceliğin öz kardeşler olması mavalını da okumayalım.

"Satışçıların" kalite kontrol yapmasına da zerre gerek yok. Nasılsa alıcısını bularak hazırladığı pusuya sekte uğratmayacak çözümleri de var.
Can, içinizde var olan ruhun kımıldanmasıyla bedeninizde, uyanıkken anladığınız sızıdır. Ulu'lara hiç sığınmayalım. Neyin inancıydıaysanız ve değilseniz de insanı satışa çıkarmak hiç bir düzene sığmaz.
Görülen o ki, Doğduğunuz anda nefes alıyorsunuz ve bu nefesi sadece kötülüğe harcıyorsunuz. "Ağlamak"... Yer yüzüne ilk adımımızda yaptığımız bu duygu patlaması, bilincimiz de intikamı tetikliyor. Ve ağlatmaya başlıyoruz... O ilk ağlamanın sebebi ve sonrakilerin ki de aynı nokta... Var eden tarafından kumanda edilen, var edilen "iNSAN".

Öz kan bağları bile kimileriniz yüzünden anlamını yitirdi. Hiç tanımadıklarımızın daha yoldaş olabildiğini gördükçe, akrabalık değerlerinin dahi sorgulanması taraftarıyım.
Yaşım çok büyük değil ama anladığım şudur ki; Sipalinin köpeği olan her kişiden hızla uzaklaşınız. Gün gelir size de değer biçerek pazara çıkarır.
Ve bunu yapmaya zorlayanın hayat olduğunu iddia eder. O zaman verecek cevabınız kalmaz. İşte bu kadar da kurnaz satışçılar var aramızda. Bazen analarımız, doğurup yanımıza koyar!

Kötülerin bu oluşumundaki neden, onların hırslarının garantisinin başkaları olmasıdır. Kendilerinden hariç herşeye can yakıcı yaklaşabilme yetkilerini kendilerine vermişlerdir bir kere.
Annenin ve babanın öz olmasına ne hacet? Kardeşlerin aynı organlardan düşüp aynı organdan çıkmasına ne hacet ?
Öz'lük tamamen insanın yüreğinde nadir yetişen tomurcuklar oldu.
Kıymetini bilene ne alâ!
Her yapılan iyiliğin altında da Tanrı'ya yaranma güdüsü yok mu? Karşılığını almayacağına inanmış olsa neden sürekli "Tanrı" adını anarak yapsın ki?
Karşılıksız bir tane de bir şey olsun. Ama olamaz... Çünkü inandırıldık.
Bahşedilen herşeyin tek patronu olduğuna ve tüm yaptıklarımızın O'nun gözüne giriş sınavı olduğuna inandırıldık. Maruz kaldığımız kurşunların da ardından, "Vardır bir hayr" diyerek susturulduk. Bu da kötü tomurcukları yeşerten su oldu. İnsanları seçemediğimiz gibi, yaşadıklarımızı da nitelendirme özgürlüğümüz elimizden alındı. Kim bilir kaç kişi isyan ediyor da rahatlıyor ?
Bünyemize yapışık verilen cins cins bedenlerin ne sorumlusu bizler değiliz.
Çok yakın 10 sene sonra tamamen "Neden ?" diyen insanlar olacağız...
Şimdiden bir yavru hayvan edinip, insan olmasını beklemek bana daha inandırıcı geliyor.

Ve son sözüm;
Bedelini biçtiğini herşeyi satma kabiliyeti olan canlıya "İNSAN" denir.

                                                                                                                        S.S.

125
0
0
Yorum Yaz