Hayalden Kim Ölmüş ?

2011-12-31 02:52:00
Bu kurulu oyuna getiriliş nedenimiz; anne ve babalarımızın birbirlerinin mahrem bölgelerini paylaşmasıydı. Aileler bir ayara geldi yüzük taktılar sonrada nikahı basıp bizi yaptılar. Yani imza hakimiyeti altında doğmuşuz ya, baskı alın yazısına eşit durumda. Bizi üretenlerin Dakikalarını ve ömürlerinin şehvetli anlarını paylaşmasının ürünüyüz. İstendik mi istenmedik mi belli değil ama üretirken fabrikalarımızın hiç sıkılmadıkları aşikar.

Üzerimize yüklenilen herşeyi mecburiyetten yürttük. Birliktelik kurduk, evlenme vaktimiz soruldu. Evlendik, "Çocuk ne zaman ?" denildi. Ürettik anne baba olduk, "Boşanıyorlar mı ?" denildi. El alemin aslında delik olan torbalarını büzmek yerine saçmalamalarının etkisinde it gibi kaldık.
Beceremeyeceğimiz misyonları zorla yükledikleri için sadece yiğitliğe bok sürdürmemek için işin üstesinden gelmeye kalktık. Sonuçlarını düşünmeden "Ben yaptım ulan!" diyebileceğimiz her boku yedik. Saatler, günler, aylar ve yıllar birleşip zorlanmalarımıza halı oldu ve adını  ömür koydular. Beynimiz bizlere küfür etse çok çok haklı.

Hayaller ülkesine kaçanlardan olduk ki, Bunu "Yapmıyorum" diyene kıçımla kişnerim. Ama ne kadar da güzel yaptık sefamız daim olsun. Kimselerin olmaması, kafamıza göre takılmalarımızı, gizli olan her dürtümüzü yaşadık. Mastürbasyonun bile anlamı hayallerimiz de boyut atladı ve sadece istediğimizi yaşamak ile yer değiştirdi. Orgazm'ın sex içerikli bir kelime olmadığını düşüncelerimizde hedeflerimizi gerçekleştirirken anladık.

Kim için ? Neler için ? Neden ?  Bu kadar kısıtlandık bilemiyorum ama kaçtığımız tek yer de, çikolatalı hayallerimizin kimsesiz iktidarları olduk. Seçim çalışması yapmadan gayet de ucuza mâl ettik.
Terbiyesizlikler, kavgalar, hakaretler hatta burun karıştırmak bile hayallerimizi süslemiş olabilirdi. Hani herkes en iyi ve onlara ne hesap veririz duygumuz var ya ? Bundan dolayı kaçamak yaşadık heveslerimizi, gözlerimizi insanlara kapatıp, karanlıklara açarak...

Kimsenin yerinden memnun olduğunu düşünmüyorum. Mutlaka hedeflerini düşüncelerinde özgürleştiriyor. Ne kadar dışa vurulmasa da da ruhu ile yaşıyor her gıptesini. Bir bakıyorsunuz uçuyoruz, bir bakıyorsunuz kainata hükmediyoruz. Rüyalarımızda devam ediyoruz göz kapaklarımız yumuklaştığında. Ve çok tatlı devam ediyor iktidarlık zamanları. "Kimsecikler yok oh mis! Koy kıçına her konuşanın, asıl olsan sensin yavrum" diyoruz içten içe kendimize. Küfür kibarlık sayılıyor, kesinlikle soğuk kavramı yok hep sıcak. Ya da yetişkin olarak doğuyoruz ve ruhumuzun en özgür vaktine küçülerek varıyoruz.


En tadından yenmez tarafı da Satılmışlıklar yok, ucubeleri öldürmüşüz, kahpeler zaten giremez hayallerimize. Ne kadar güzel ilerliyoruz düşlerimizin ışıltılı sayfalarında.

Belki kendimizin annesi yine kendimiz oluyoruz. Ya da kendi babalığımızı yaşıyoruz cinsimizin tam tersinde. Erk olan sadece biz oluyor ne bir gardiyan ne de hükmeden hakimiyetler dolanıyor taraflarımızda.
Ayakkabılarımızı elimize bile giyebiliriz. Eldivenleri ayaklarımıza geçirebiliriz. Yer yüzünde deli adı verilen herşeyi yaşıyabiliyoruz. Çünkü gizli oluyoruz ve kimse gibi değiliz.

Düşünüyorum, gezegenimizde herkes çırıl çıplak yaşıyor ve elbise ayıp kabul ediliyor. Film karenize eklesenize bu düşümü;  "Mahrem adı verilen sözde namus kıstası, çürümeye mahkum cinsel organlarımıza taktığımız donlar aslında sansür sebebi. Çıkart ve edepli ol evladım!"

Ve ya çok okumak ayıp, cahil kalmak ise ulemalık sayılsaydı. Kime ne kardeşim özgür değil miyim ben simli düşlerim de ?
İstersem yaşarım istersem ölürüm o an. Sana giren çıkan ne ?

Kim koyuyorsa bu kuralları önce onun kurallarına sadık kalmasını görme talebini iletemeden köpek oluyoruz ayarı verilmiş sisteme. İşte dünyanın işlevinde sürekli sisteme uyma zorunlulukları olduğu için bir çok kişi kendini buraya ait göremiyor. Hoş ne burayı sevebildik ne de öbür tarafta belirtilen noktaları.
Bana dediğini yaptırabilmen için, önce senin yaptığını görmem lazım. Aklım kıtk iken eğitim diye bir cendereye sokarsan beni koyun gibi ne dersen ona uyarım. Ama ben büyümeyi seven bir beyinsem ? Açıklamalarınızı istemiyorum!

Sürgün düşler de kurabilirim, tek başıma bir yerde de yaşabilirim içimdeki kimliksiz ruhumu. Hesabınıda kimseye vermem. Orası benim arka bahçem. İstersem ben olurum, istersem sen. Ama sen ne kadar ben olabilirsin onu da bilemem...

Hayalden kim ölmüş ?
Ölen olsaydı beni şimdi çoktan dinazorlar yemişti. Ama bakın hala nefes alıyorum ve gözlerimi hayallerime açıyorum. Bunu şükür vurgusu için yapmıyorum. İşte burada da özgürlüğümü ilan ediyorum!

Öptüm kulaklarınızdan.
Mecbur muyum ? Herkesin öptüğü yanaklarınızı temiz dudaklarımla parlatmaya!

Fuck the system!
Ruhunuza birşey olmasın...


  S.S.

 

34
0
0
Yorum Yaz