Hayguanuş Ağşen!

2012-01-25 08:11:00
     Güzel garinem ile çok tatlı zamanlar geçirmiştik. Çok güldük, çok ağladık, çok dua ettik, çok günah çıkardık, çok mum yakıp dilek tuttuk, çok secdeler açtık, çok cem ettik...

     Ailesinin içindeki ismini, yakınları bilebiliyordu. Çekingen halleri vardı haklı olarak.
Siyah saçlı garinemin kaşları çok dik idi. Yalnız yüreğine korku girmişti.Yanımda rahattı ve yanında rahattım.Hepimiz onu korkutmuştuk anlaşılan. Bir kaçımız sevdik, bir kaçımız da sevmiş gibi yapıp vakti gelince "Vurun kahpeye" dedik.Utanması ve uzaklaşması gereken ne bendim, ne de canım garinemdi.

     Bana "Salpi" diyen tek kişiydi... İsmimin anlamı onun saklayarak konuştuğu dilinde bu anlama geliyordu. O'nun ismi de, "Aşğen" di ama biz ona "Ayşen" diyorduk kalabalıklarda.
Birgün benim evimde uykuya daldı Ağşen. Yorulmuştu ve mis gibi Türk kahvesini içtikten sonra kıvrıldı kanepeye.Vakit epey ilerleyince uyandırmak zorunda kaldım. Bu rahatsız ediş, O'nun başkalarından duydukları ile alakasızdı. 12 İmam orucunda olduğumuz için soğan başı kesemiyorduk. Bizim inançlarımıza tersti. Ufacık bir ricam ile nedenini sorarak hemen uyanıp halletti. Sebeplerini anlattım kendisine...

     Bu yakınlaşmadan çok mutluydu. O'nun peder babasına, diline, dinine ve ırkına olan saygımdan sonra bir de "Dede" anlamını katmış oldu hayatına. Akşam oldu ezan vakti bekler olduk. Oruç sofrasını beraber hazırladık. Ve benimle ağzına ilk lokmasını atmak için bekledi.
Ağşen'in dilinden dökülenler içimi ısıtıyordu.

    "Biz aynı sofradaydık."  "Biz aynı yere dua ediyorduk." "Biz kin güdmüyorduk." "Biz dosttuk!"

     İnançlarımızı merak ediyordu. Müslümanlığı az çok bilebiliyordu ama benimkileri üstün körü...
Cem evlerimizdeki sohbet badelerinden girdik, can'ı can olduğu için sevmeye kadar geldik. Çok kafasına takıldı ve "bu orucun haricinde başka oruç vardı" dedi. Evet, onu da tutuyoruz dediğim de benim de neler çektiğimi anladı.
Üzüldüğü apaçık belliydi. Herşeyimizin aynılığında uzak kalmamıza kahretti biraz. Dışlanmaktan nefret ediyorduk. Bunun acısını çekenlerin yanında daha rahattı garenim. İleri de müslüman bir genci sevip sevemeyeceğinin bile muhasebesini yapıyordu şimdiden. Kalbine bile kural konulmasından korkuyordu.

     Ülke gündeminin kendisine döndüğünü görünce kimseler ile konuşamaz oluyordu. Çünkü ağzını açmadan zaten yine dışlanacaktı. Ağşen pek benim gibi de yırtık bir kız değildi. O'nu hep sustuğu anlarda konuşmaya zorluyordum. Bizim arkadaş ortamımız da çok seviliyordu fakat çok da çekiniyordu. Hele ki yanında " Madem ki Ermenisin İstemeden Vermelisin" muhabbeti yapıldığında kan kusuyordu. Çalıştığı iş yerlerinde de sevenleri oldu. Okuduğu okullarında da eh işte...

     2 İnancın melekleri gibi kanatlarımızı beraber açabiliyorduk biz. O Ermeni... Benim de beynime kan yürüten "Mum Söndü" olayı vardı. Hala var...

     O'nun boynundaki "Haçı", Benim boynumdaki "Zülfikarımdı" tüm sığındıklarımız ve gururlandıklarımız ve de dışlandıklarımız. 
      Ellerimizden yapılan yemeği yemeyi reddeten yavşaklarda görmedik değil hani!

     Yıllarca insanlara ne anlatırsak anlatalım, kifayetsiz kaldığını çok rahat algılıyorduk.
Birilerine göre ben "Mum söndü" piçiydim, birilerine göre de O "Ermeni" piçi!

     Olsun, ne diyelim ?
     Elbet aklı ve mantığı ile düşünen insanlarda vardı bu yer yüzünde. Uzun zaman böyle itilmiş ve kakılmışlıklarımızla dert ortağı olduk.
Ağşen şimdi müslüman bir genç ile evli ve ne zaman dilek mumu yakmaya gitse beni unutmadığına dair mesajlar atıyor. Ben de O'na "Yerin Fatma Anamızın yanı olsun" diyorum.
Dinini değiştirmesine gerek olmadığını söyleyen mükemmel bir eşe sahip.

     Her 5 vakit namaz kılanın da 10 numara müslüman olmadığını, Her ağzından "Allah" adını düşürmeyenin "Adam" olmadığını bildiğimiz zamanları yaşıyoruz. 100 Sefer Kabe'ye gitseler, bu kızların kalplerindeki kırgınlıkların helalliklerini almadan reva mı ? Herkes bütün ermenilere saldırsa daha kimliklerine yakışır olacaklarını sanıyor ya, heh işte insanlığı en büyük komedi sahnesi o zaman başlıyor. Varsın devlet büyükleri hala bizleri siyasi emelleri için kumar masasına yatırsın. Biz öyle güzel anlaşıyoruz ki onların göremeyecekleri aşağılarda. Öyle güzel "BİR" Oluyoruz ki... Cenazelerimizin, düğünlerimizin adetlerini bilecek kadar da iç içeyiz. İşte bunu hazmedemeyen düşmandır. Buna gölge düşürmek isteyen düşmandır. Ve buna bok atmak için hala uğraşan esas fitnedir!

     Dışlanmalarımız da bizim erken büyüyerek mücadeleler içinde bir yaşam geçirmemize neden oldu. Dini kullanan herkesi dışlıyoruz... Bunu bize yapanlara inat biz daha çok sarılıyoruz.

     Salpi'nin güzel gareni, ağşen! Bütün dilek mumları senin için yansın...

     İsteyen istediği kadar gündeme göre muamele etsin. Herkese inat sürecek dostluğum ve kıyılamaz derece de kıymetlimdir... Ağşen'de hayatıma giren ilk ermeni dost değil. Mahallede büyürken kapısına koşup peynir ekmek istediğim Suzan'ı hiç anlatmayayım... Şimdi bir çoğu kabirlerinde ve dua beklemekte. Ben onlardan razıyım ve ölene kadar duacılarıyım. Benim öyle güzel dostlarım ve büyüklerimdi onlar işte!

     Beyinsizler anlamaz ve yaşayamaz... Çünkü onlar göz kapakları açık olduğu halde, at gözlüğüne mahkum insanlığın, tedavisiz beyinsiz beyinleri! Et yığını olarak yaşamaktan öteye gitmeden, toprağın altında çürüyecek ve böceklere yem olmak için dünyayı boşa işgale gelmiş minik insancıklar onlar!

     Bizi yaratan dil, din, ırk ayrımı yapmadan "Kul'umsunuz" Diyor da, Biz O'nun kullarıyken birbirimizi ayırabiliyoruz!

   

                                                           S.S.

162
0
0
Yorum Yaz