Hazır Servis Ağır Romanım!

2012-01-16 08:35:00
     Belkide 26 gün bile doyasıya yaşayamadığım o yaşımda, 22 yaşında bir kız çocuğuna sahip olmanın sevinciydi kursağımda kalan. Sakladığım kız evlat sevgisiydi gözlerime dolan.
Zamanlar biriktirmiştim hep "Birgün" ümidi ile...

     Karşılaşmanın özleşeceğini bilemezdim. Sadece kıvılcımların çakması yeterli oldu. Beynimizden yüreğimze akan isyanlarımızı gözlerimizde buluşturmasının meyvesiydi her ikimizdeki.
Benim sakladıklarım... O'nun sakladıkları...
Hepsinin ucu bu leş kokan yeryüzünün kanunlarına dayanıyordu.
Kim biliyordu ki acılarımızı?
Herkesin "Dünya sikine minare götüneydi" Çok çok iyi anladım!
Kucağıma gelen kundaksız ve hiç büyümeyecek bir evlat! Hemde gelişimini Ş İ M D İ L İ K  tamamlamış "Hazır servis".

     Saatlerim O'nun zorbalardan ve zarbolardan sebep akıttığı göz yaşlarına kul, köle... İsmimi O'na "Anne" diye adadım. Bunun adı vicdan değil. Acımak mı ? Asla!
Bunun adını bulabilseydim zaten, ölmek için yaşadığımız sahte nefes alıp vermelerim nihayete ermişti .
Öyle bir kördüğümün içine çekti ki, bıraksam sular gibi akacak önümdem.
Kirli sulara daha da diplenecek. Zaten her defasında "Pis" olduğunu inkar etmeyecek kadar da mert... İçindeki pırıl pırıl hayallerini de kaybederse kimse bulamayacak!
Havaya uçurasım geliyor herkesi onunla olduğumda. Daha beter nefret ediyorum kendimden bile. Cinsiyetimden dahi utandırıyor beni.

     Sizin hiç kocaman evladınız oldu mu? Hem de en aykırısından!
Kendini tamamlanmış sanan müsvette et birikintisinin adımları ile beraber yol almak yasaktı O'na. Yanında bana da... Güllük gülistanlık gezegeninde mutlu olanların rahatlıkla itebildiği bir ismi vardı...
O'nun nefesi bile fazla geliyordu her birimize. Kim anlayabildi ki O'nun çilelerini ?
Ölmek için yalvaran kiminiz oldu ki? Ya da siz yalvardınız mı kurtulmak için 2 dudak arasından çıkacak kelimelere ? O'nun yaşamı birilerinin, düzgün kuramadıkları cümlelerine bile mahkumdu.
Bakışlardan rahatsız olsa dahi, o bir bebek, o bir evlat ve o uçurumun kenarında sahipsizce, sahip bekleyen...

Ne kadar güzel değil mi kahvaltı sofralarınız ?
Ne kadar harika değil mi akşam yemekleriniz ?
Ne kadar güzel değil mi bayramlarınız, seyranlarınız, düğünleriniz ?
Ya da ne kadar güzel değil mi anne ve babalarınız ?
Ve siz hiç, öldüğünüzde cenazenizin namazının kılınmamasıyla tehdit edildini mi ?

     Her sabahı karanlıklar ile her akşamı "Güneş" ümidi ile başlayan hayatların varlıklarını inkar edenlerin düzeni, bu düzen! Adını saklayan kalifiye isimlerdi aslında, onları bu hale getiren!
Bir sıcak bakışa bile kör kütük muhtaç bedenler var aralarınızda.
Ruhlarının adını sadece kendi arkadaşlarına fısıldayabildikleri, emsalsiz dostlarımız var.
Utanıyorlar da kendilerinden değil...
     Yetimhanelerin, yuvaların buz gibi ranzalarında "Aile" hayallerini hiç bir gün doğumunda gerçekleştiremeyecek hayatların uzattığı elleri, görmezden gelenlerin CEHENNEMİ ULAN BU DÜNYA!
Bu O'nun hikayesi ve ben de hiç bitmeyecek.
Küçük "Anne"... İçini dökemediği, hiç hatırlayamadığı "Büyük" annesinin yerine koyduğu riyasız, gözyaşı temalı çocuklar...
     "1 Kuru ekmek" mutluluk sebebi olan, sıcak bir gülüşe kul kurban olacak yürekler var aranızda. Sırtınızı dönmeyin! Ekmek almaya fırına dahi gittiğinde şeytan muamelesi gören bu dalgalı denizin içinde bir balık olmak hiç de zor değil. Dertlerini, kafayı bulabileceği herşeye gömdükten sonra yaşamını gözünden akan yaşlarının seline teslim edip hepimizi rahat bırakma çabaları kendince olması gerekendi.
Bu O'nun romanı iken, artık ikimizin romanı oldu. Ben dinleyerek, o ağlayarak rahatlıyor.
      Unutmayın ki her film gerçeklikler ile doludur. Bu filmin senaryosu T A N R I'ya, oynaması ona, yönetmesi de bana kaldı.
      Elimden geldiğince iyi yönetebilmek için tabiri caiz ise, savaş vereceğim... Bu O'nun hikayesi ve ben de hiç bitmeyecek... Yazının sonunu getirmeyeceğim. O'nu öldürmeyeceğim.
Birgün bu yazının başlığının altında  "S O N" yazarsa, anlayın ki film gişeden kalktı...

Hayatlarınıza, kınamalarınıza çok dikkat edin. O N L A R değil, D Ü N Y A yuvarlak.
Birgün uzak olan bakmışsınız ki sizsiniz!

Tanrı'ma O'nu bana verdiği, beni böyle güzel bir insanlık sınavından geçirdiği için teşekkür ederim....



                                          S.S.

47
0
0
Yorum Yaz