Tanrıların Takası

2013-07-05 04:46:00
Tanrıların Takası |  görsel 1
Zehir saçan nefeslenmelerim ile doldu gözlerimin kuytuları. 
Yönüm olmadan döndüm en başlara. Rüyalarımın kahreden ihaneti eser sahibine aitti.
Bölümlerimden Tanrılar üretirken emrini verdiğim kaderimin fahişeliği büyüdü açlıktan.
Önce bir küfür, sonra iki küfür... Daha sonra hep ayıplar...
Duasız kaldığım her gün yetiştirdiğim kinlerime yeniden babasız bebekler doğurdum.
Öptüm, kokladım, besledim çok büyüttüm.
Gözümün Tanrısı zamanı kaydetti kalbimin efendisine. Unutmamak için kendini zorlayan beynimdeki Tanrım,
nefretimin tohumlarını kundaklarda yeşertti. 
Dudaklara inen zerre ateşte zehir zıkkım oldu gördüğüm adamlar, kadınlar..
Ayaklarımın efendileri bacak aramdakilerin Tanrılarına yalvarırdı çok zaman. Hedefi net olmayan, 
o güzel sanılan her yediğim boka.
Yalvarmalarımın şahidi oldu ellerimin Tanrıları... Belki de en çaresiz, masum olan da bunlardı.
Anlaşamadılar kendi kurallarında. Tezatlar ile yetiştirdiğim kutsal Tanrılarım bile düzen kurdu ruhuma.
Ele geçirilen çırpınışlarımın imdadı yoktu dudaklarımın Tanrıçalarında. 
Onlar benden evvel öpüp kaçırıyordu bütün sıcaklığı.
Korkak kaldı bedenimin tertemiz, işlemmemiş, faydasız tarlaları.
Kuralı koyanlar benden önce alıyordu sadakati elimin Tanrısından...
Hiç biri sözümü dinleyemezken tek sadık kalan Tanrım, kulaklarımda beni bana sayıklıyordu.
Doğru duydu ve dudaklarımın mührüne meftunun kanlı kurbanlığı kaçınılmaz sonuydu...
Hayatı böyle delip geçemeden, zindan çektiler geçmişimin gelecek heveslerine.
Öksüz kalan sahipli ruhum kaçak dövüştü yetiştirdiği büyükler ile.
Öpücük kadar yakın olan, ateş kadar benim olan, ölüm kadar boş olan, hayat kadar da adi olanın içerisinde kalan sözlerimi, azad edemeyecek kadar çelimsiz ve bir  o kadar da inattı körpe izanım.
Ne ruhum tek kaldı, ne de Tanrılarım..
Masum olanların saflığı da korkularında gizlilendi kaldı.
Yalnız bırakan her kural benim pırangalarımdı.
Mezardaki Ben'ler inilderken ellerimin Tanrısına güvenmekten başka çaresi kalmayan
gözlerime armağan ediyorum kalbimin efendilerini.
Ayaklarım ise varolduğundan beri yorgun şirret bir kaç cümleden ibaret.
Öldüğüm güne lanet olmamalı ki toprak altında beni kandıran bütün şiirler ve yazıların üzerine uzak kalmak istediğim Tanrılarımı serpeyim.
 
Gözlerimden ziyade sözlerimin sahibi olamayana kadardı benim masum piçliğim!
Sözlerdeki ömrü bitinceye kadar ölümleştirdiğimiz hepimize...
Uyanma vaktinde Tanrılarımızı takas ederken amaçlarımızdan arınacağız...
İşte o zaman yeniden doğmuş olacağız!
 
 
Kendini ruhunda arayanlara sonsuz sadakat ve bağlılığım ile...
 

158
0
0
Yorum Yaz